"TEKTÜRK"; TEK BAYRAK ALTINDA, ÜNİTER VE BAĞIMSIZ TÜRK VATANINDA ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYEN VATANSEVER TÜRK MİLLETİNİN KURDUĞU, GERÇEK ATATÜRK ÖĞRETİSİ'NİN AYDINLATTIĞI YOLDA YÜRÜYEN, GÖNÜLLÜ DAYANIŞMA, YARDIMLAŞMA VE BİRLİKTELİĞİ AMAÇLAYAN BİR TOPLULUKTUR.
"TEKTÜRK"; SAĞCI, SOLCU, ULUSALCI BİR SİYASİ TOPLULUK DEĞİLDİR.

Güncel

24.07.2009 SABAHI SAAT 06-07 DE EŞ ZAMANLI OLARAK 
ÜYELERİMİZİN BİR ÇOĞUNUN EV VE İŞYERLERİNE
ADANA CUMHURİYET SAVCILIĞI TARAFINDAN VERİLEN ARAMA İZNİ VE EMRİ İLE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLAR BÖLÜMÜ  TARAFINDAN  OPARASYON  DÜZENLENMİŞ OLUP,
MÜSADERE EDİLEN YERLERDE BULUNAN BİRÇOK BİLGİSAYAR,
DİGİTAL KAYIT VE GÖRÜNTELEME AYGITI BASILI İLE YAZILI ŞAHSİ BELGELERE
KİME AİT OLDUĞUNA VE İÇERİĞİNE BAKILMAKSIZIN EL KONULMUŞTUR. 
TÜM ÜYELERİMİZE GEÇMİŞ OLSUN DİYORUZ....

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır.
Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır.
Yine düşünecek; “Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.” diyecektir.
Mustafa Kemal Atatürk.15 Şubat 1933,Bursa


 

5’er dönümlük orman alanları özel kişilere verilecek. Burada “beton zemin” üzerine depo-hangar ve havuz yapılabilecek. Bunlar daha sonra havuzlu villaya dönüşecek

Ergenekon’un ‘geri dönüşüm kutusu’ olarak bilinen ‘Tek Türk’ grubuna yönelik 11 ilde operasyon yapıldı. Aralarında MİT’ten emekli bir albay ve iki İngiliz’in evinin de bulunduğu 37 adreste arama yapıldı. İki İngiliz’in ulusalcı bir grup olan ‘Tek Türk’le bağı gizemini koruyor.
Ergenekon’un ‘geri dönüşüm kutusu’ olarak tanımlanan TekTürk yapılanmasına yönelik dün polis 11 ilde 37 yere operasyon yaptı. Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen operasyonda Türk Eğitim Sendikası eski başkanı Şuayip Özcan’ın Ankara’daki, MİT emeklisi Albay K.K.’nın Isparta Eğirdir’deki evi de arandı. Bursa da eski Uzman Çavuş Özlem Mogol’un evi aranarak çok sayıda belgeye el konuldu. Çevresine jandarmaya çalıştığını söyleyen Moğol’un irtibat halinde olduğu Donald James Roxburgh ve Frances Alison Roxburgh isimli iki İngiliz vatandaşının kullandığı kontular da arandı.
İngilizleden para yardımı aldığı iddia edilen Mogol’un bu paralarla bir villa satın aldığı belirlendi. ‘Osmanlı Evi’ olarak bilinen ve değeri 250 bin Tl olan üç katlı müstakil binanın restore edildikten sonra kilise olarak kullanıldığı belirlendi. Soruşturmanın 16 Nisan’da gerçekleştirilen ve 6 kişinin tutuklandığı operasyonun devam olduğu aktarıldı.
Ergenekon’un ‘arka bahçesi’ yada ‘geri dönüşüm kutusu’ olarak adlandırılan TekTürk yapılanmasının görünürdeki liderliğini Kuvva-i Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ tarafından Konya İl Teşkilatını açmak için görevlendirilen Ali Çalışıkuşu yürütüyor. Çalıkuşu’nun, Ergenekon tutuklusu olan Karadağ ile fikir ayrılığına düşmesi üzerine TekTürk yapılanmasını hayata geçirdiği belirtiliyor.
Operasyonlarda iki İngiliz vatandaşının kullandığı üç katlı Osmanlı Evi de arandı. İngilizlerin örgütlenmenin Bursa sorumlusu olarak değerlendirilen eski Uzman Çavuş Özlem Mogol ile ilişkide oldukları ileri sürüldü. İngilizlerle para alış verişi de tespit edilen Mogol’un çevresine halen jandarmaya çalıştığını söylediği belirtiliyor.
ZAFER KÜTÜK ANKARA,25 Haziran 2009 Perşembe, Star Gazetesi

Yukarıdaki haber yaşadığımız şanssız olaydan sonra medyaya yapılan servis olup, biz de burada yandaş medyaya cevap vermeyi uygun gördük.

  • Tektürk, Vatansever Türklerin Topluluğu'nun adıdır, Topluluk Mayıs-2005' te kurulmuştur,
  • Topluluk üyelerinin tamamı Atatürkçü ve Türk Milliyetçiliğinin savunucusudur.
  • Tektürk topluluğu ulusalcı değildir, bu ifade site başlığımızın altında kuruluş gününden beri yer almaktadır,
  • Tektürk topluluğunun son 2 yıldır milletimizi meşgul eden Ümraniye soruşturması ve oluşturulduğu iddia edilen örgütlenme modelleri hakkındaki görüşleri sitemizde ayrıntılı olarak yer almaktadır. İsteyen her kes ulaşabilir, okuyabilir, indirebilir.
  • Tektürk topluluğunun Türk milletinden ve üyelerinden gizli ve saklı hiç bir faaliyeti yoktur. Tersine adını, sanını, iletişim bilgilerini doğru vermeyen hiç kimse topluluğa katılamaz, baş vursa bile kabul edilmez. Topluluk üyeleri birbirlerini gerçek adları ve adresleri ile tanırlar. 
  • Tektürk topluluğuna müslüman ve Türk olmayanlar kabul edilmezler,
  • Tektürk topluluğu hiçbir görüş ya da gurubun arka bahçesi ya da geri dönüşüm kutusu değildir. Eğer bilgisayar terminolojisi ile ifade edilecekse Tektürk'ü Türk Milletinin ana işlemcisi olarak isimlendirebiliriz. 
  • Ben, Op.Dr.Ali Çalıkuşu, sayın Fikri Karadağ ile hayatım boyunca hiç tanışmadım, görüşmedim ve konuşmadım. Her halde o da beni tanımaz. Hani sağır duymaz uydurur demişler ya, muhtemelen bahsedilmeye çalışılan şey şu idi.
  • Ben, sayın Bekir Öztürk'ün başkanlığında kurulan ve 26 Aralık 2005 tarihinde  Ankara Valiliğine yasal olarak kuruluş başvurusu yapılan Kuvva-i Milliye ( Kuvayı Milliye değil ) derneğinin 25 kurucu üyesi arasında idim. Daha sonra dernek yönetim kurulu tarafından Konya ve Antalya il görevlisi ilan edilerek bu illerde derneğin şube kuruluş çalışmalarını yürütmek ile görevlendirildim. Bu görevlendirilmeler dernek karar defterindede yer almaktadır. Yönetim kurulundaki görevim ve dernek üyeliğim dernek yönetim kurulu tarafından 2006 yılında Haziran ayında dernek yönetim kurulu kararı ile tek taraflı olarak sonlandırılmıştır.
  • Yandaş medyaya servis edilen bu haber sonrasında bizzat Star Gazetesi haber merkezini arayarak görüşme isteğimi ve ayrıntılı bilgi verme istemimi ilettim, ancak kabul görmedi.
  • Sayın savcının ve yandaş medya kurumlarının bilgilerine sunulur.

Biz bu Bursa Nutkunu TEKTÜRK Antalya toplasında 2 sene önce okumuştuk. Kürşad arkadaşım okumuştu. Otoplantıda olanlar bilir. Hatta önce basın toplantısı yapmıştık hemen ardında bir yerde çay içmiştik. Şu an herşeyimiz takipde. Msn yazışmaları , telefonlar. Her adımımız takip ediliyor.
O HALDE BURADAN SESLENİYORUM. İYİ OKUYUN.  BİZ BUNLARIN OLACAĞINI BİLE BİLE ÇIKTIK BU YOLA. SONUMUZ CEZAEVLERİ OLSADA , MEZARLIK OLSADA , ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK!
Vatan namustur. Millet namustur. Vatan anadır. Millet kardeştir. Kardeşlerimiz eziliyor! izleyecekmiyiz ha! ''ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK''
Not : Buradan bizi takip edenlere selam ederim. Bizi izlemeye devam etsinler , hiç bir yasadışı işe bulaşmadık bulaşmıyoruz. Yaptığımız tek şey Cumhuriyetimize , milletimize , devletimize sahip çıkmak. Bunu yapmak suç ise  evet suçluyuz. Ha yeri gelir  ırkım tehlikede ise ırkçı da olurum. Evet ben ırkçıyım , Türkçüyüm. Ama benim ırkçılığım düşmana karşı , Türk düşmanlarına karşı. Benim ırkçılığım ırkımın yok olma tehlikesine karşı mücadele etmektir. Kanıma yabancı kan karışmasına mani olmaktır.
'ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK , DAVADAN DÖNENİN TANRI RUHUNU VE BEDENİNİ AZAP İÇİNDE KILSIN. TÜRK TÜRKLÜĞÜNE SAHİP ÇIKMAK ZORUNDA.

Belge sahte mi! Değil mi! Varılan sonuç; sahteyse de durum vahim, değilse de vahim! Sevgili dostlar, sahte mi, değil mi bilmiyorum ama bildiğim bir gerçek var; Türk subayı rahatsız! Ve bu rahatsızlık, ortada tartışılandan çok daha derin ve köklü “sonuçlar” doğurmuş olabilir!

Hep birlikte bir şeyler yapmalıyız! Açıkça bazı mesleleri tartışmalıyız!

Peki “subayımız” neden rahatsız ve en önemlisi bu haklı bir rahatsızlık mı?

Kendilerine göre mutlaka haklı oldukları, hatta bizim asla anayamayacağımız birçok “gerekçeleri” var! Var ama “bize de bir kulak vermeliler”!
TÜRK MİLLETİNİN ORDUSU KÖSTEBEKLERİN SİNSİ HAREKATINA HEDEF OLUYOR, "AMA ORDU BİZİMDİR" DİYEN DİYEN BİR SES YOK MEYDANDA.

SAMANYOLU TV ORDUYU MİLLETE İHANETLE SUÇLUYOR, AMA "ORDU MİLLETİNDİR" DİYE ORTAYA ÇIKIP BİR LAF EDEN YOK.

SORUYORUM SİZLERE; EN BÜYÜK ULUSAL GÜCÜMÜZ OLAN ORDUMUZA YÖNELİK BU AĞIR SALDIRILAR NEDEN?
ELBET BİR NEDENİ VAR...
BUGÜN KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ DÖRT ANA DIŞ MESELE VARDIR; KIBRIS, KERKÜK, İRAN VE ERMENİSTAN. BU DÖRT MESELENİN BİZİM ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ ÇERÇEVESİNDE SONUÇLANDIRILMASI GEREKİR Kİ,
BU TOPRAKLARDA HUZUR VE GÜVEN İÇERİSİNDE YAŞAYALIM.
BU DIŞ MESELELERİN YANINDA, GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN İÇ MESELELERİMİZ DE VARDIR. BUNLAR DA; TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZ İLE LAİK DEMOKRATİK SOSYAL HUKUK DEVLETİ YAPIMIZIN KORUNMASIDIR.
BU SAYILAN HUSUSLAR ÜLKEMİZİN MİLLİ GÜVENLİK MESELELERİDİR VE MUTLAK SURETTE SAHİP ÇIKILMASI GEREKİR, AKSİ HALDE BU VATAN TOPRAKLARINDA YAŞATMAZ BİZİ BİZANS'IN ÇOCUKLARI.
25 Haziran 2009

Genel Yayın Müdürümüz Hayri Köklü onu “kefal yemi” diye tanımladı, on numara teşhis!.. Belli ki kız “kullanılma kıtalarının” bir militanıydı!..
Ondan bir “devrim şehidi” imal edildi!..
Vuruldu, (kim vurdu!?) yere düşer düşmez cep telefonu ile fotoğrafı çekildi ve…
Anında CIA medyasına servis edildi!..
Çünkü o “kefal yemi” idi!.. (Kefal oltasına takılan yemin hali budur, meraklısı araştırsın ne demek istediğimiz daha net anlaşılır!!)
Bu “seçilmiş” kızcağız nasıl sunuldu dünya kamuoyuna?.. Çarşaftan fışkıran bir güzel surat, itikat sahibi kapalı bir kız…
Sonra gerisi geldi…
Nida’nın İzmir’de nişanlısı ile sarmaş dolaş çekilmiş, gerçek hayatını yansıtan fotoğraflar..
Dahası, boynunda haç olan bir kolye!..
Bu ne demek?..
Müslüman devrimci görünümlü, Soros devşirmesi bir militan demek olabilir mi?..
Bu görüntü, İran’da kurulan uluslararası petrol devlerinin saldırısı üzerine tezgahın bir ipucudur denebilir mi?..
Kimdir bu Nida?!.
Genç kızın hali bana “onları” hatırlattı!..
Kimleri?!.
Hani şu TV’de Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın karşısına oturan kızları.. Ne demişlerdi?.. “İngiliz işgali sürse daha iyi olurdu!” mealinde Kurtuluş Savaşı günleri yorumları yapmışlar, kurulan “Cumhuriyet” yerine “işgali” tercih ettiklerini beyan etmişlerdi, emperyalizme alkış tutarak..!
Anlaşılmıştı ki bu iki kız devşirilmiş, “Batıda” eğitilmiş proje elemanlarıydı…
Global istilanın liberal devrimcileri(!) öncü birlikleri bunlardı..

 İzmir’de haç!..

Dün sabah, elinde arama emri bulunan polislerin kapıyı çalması ile uyandım. Arama, yaklaşık 4 saat sürdü. Yıllar önce yazdığım şiirler, çizdiğim resimler ve karalamalarla dolu ajandalarım dahil, el yazısı ne varsa aldılar. Bunların yanında CD'ler, disketler, vesaire... Geçen kış, salonda uyuya kaldığım bir gece çalışma odamda çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale gelen ve çöpe attığım bilgisayarım, bu aramada el konulmaktan kurtulmuş oldu... Arama sonuçlanana kadar, aramadan sonra Bodrum Kaçakçılık ve Organize Suçlar Amirliğine götürüleceğim söylenmişti. Hatta büyük ihtimalle Konya'ya... Ancak, daha sonra, gözaltına alınmayacağım söylenerek polisler, el koydukları dökümanlarla birlikte evden ayrıldılar. Arama emrine göz gezdirdiğimde, birçok tanıdık ismi görmüştüm. Konya'dan sayın Ali ÇALIKIŞU, Ankara'dan sayın Hüsrev ÖZEL, Antalya'dan sayın Recep ÖZDEMİR gibi... Polisler evden ayrıldıktan sonra hepsini aradım ve durumlarını sordum. Onların da ev ve işyerleri aranmış, bir çok dökümana el koyulmuş ve onlar da gözaltına alınmamışlardı.

Sıkışıyordu , şimdi kilitleniyor!..

Bana bile pes dedirttiler ya; gerisi boş…

Önce, sanki bu kentte yüzlerde, binlerce meydan varmış gibi, İzmir’in simgeleri olan Fuar Montrö ve Lozan meydanlarını katlettiler

            Ne yaptılar; küçülttüler…

            Herkes meydan açmaya çaba sarf eder, bunun için istimlak yapıp trilyonlar harcar, b,z elimizdekileri yok ederiz.

            Şimdi iki körüklü otobüs yan yana sağa sola dönemiyor.

            Bu yetmemiş gibi bir de trafik lambaları koydular

            Dün yanıp-sönmeye başladı

            Eskiden bu meydanlarda trafik sıkışırdı, şimdi kilitleniyor

            Yazık…          

           

 

<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 8 Toplam: 262

Bilmediğimiz Tarihimiz

Kurtuluş savası sırasında Andoluda bulunan, Hz muhammed ahfadından Şeyh Ahmed Sünusi, bir gece rüyasında Hz Muhammed'i görür. Derhal koşarak elini öpmek ister.
Hz Muhammed kendisine sol elini uzatınca buna şaşıran ve üzülen şeyh: " Ya Resuallah,niçin bana sağ  elini uzatmadınız ? " diye sorar.
Hz muhammed şu cevabı verir: " Sağ elimi Ankarada Mustafa Kemal'e uzattım.... "

Atatürk Diyor ki

Yurttaşlarım, az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asil cevheri çok iyi inceleme dikkatinden bir an olsun vazgeçmesin.