"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; TEK BAYRAK ALTINDA, ÜNİTER VE BAĞIMSIZ TÜRK VATANINDA ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYEN VATANSEVER TÜRK MİLLETİNİN KURDUĞU, GERÇEK ATATÜRK ÖĞRETİSİ'NİN AYDINLATTIĞI YOLDA YÜRÜYEN, DAYANIŞMA, YARDIMLAŞMA VE BİRLİKTELİĞİ AMAÇLAYAN GÖNÜLLÜ KURULUŞLARDIR.
"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; SAĞCI, SOLCU, ULUSALCI SİYASİ KURULUŞLAR DEĞİLDİR.

Güncel

11 Kasım Derneği 
ATATÜRK'ÜN KALDIĞI YERDEN DEVAM ETMEK,
YENİDEN TÜRK ÜLKESİNDE TÜRK GİBİ YAŞAMAK İÇİN...

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...
www.11kasim.com

ÇOK YAKINDA....

ataturk-bayrak.jpg

 

 

Bugün 10 Kasım 2009...
Bu gün yine seni senin söylediklerinle anıyoruz...
Çünkü ekleyecek fazla bir şeyimiz olmadı 71 yıldır.
Rahat uyu diyemiyoruz, belli ki rahat değilsin yattığın yerde.

Her bayram ve her 10 Kasım da olduğu gibi huzuruna gelenlerin
sahte gözyaşlarını ve mazeretlerini dinliyorsun yıllardır...
Bize güç ver Atam.
19 Mayısta Samsun'da sahip olduğun güçten ver bize.
Amasya'da, Erzurum'da, Sivas'ta Ankara'da, Afyon'da sahip olduğun güçten ver bize.
Ver ki, biz de Emperyalistlere karşı senin gibi karşı koyabilelim...

KURTULUŞ Mücadelesi sırasında Kürt isyanları çıkartarak Atatürk ve silah arkadaşlarını hedef alan İngilizler, iktidarın Kürt açılımına alkış tutuyor. Dışişleri Bakanı David Miliband, Erdoğan hükümetinin attığı adımlar cesur adımlar, doğru adımlar dedi.
Sözlerine sadık kalıyorlar
MILIBAND, AKP iktidarına övgülerini şöyle sürdürdü: “Sözlerine sadık kalıyorlar. Bu tabii çok zor bir şey. Bunun da farkındayım ve hem Kuzey Irak’taki Kürtlerin de yardımı ve desteği gerekiyor ama doğru bir şey diye düşünüyorum.”
Kürt açılımına İngiliz desteği
Milli Mücadele döneminde kendi emelleri için Türkiye’nin doğusunda bağımsız Kürt devleti kurdurtmak isteyen İngiltere, bugün de AKP iktidarının Kürt açılımına tam destek verdi!...

 



 

Kore gazisi açlık ve soğuktan öldü

Milas ilçesinde, 80 yaşındaki Kore gazisi yalnız kaldığı evde ölü bulundu. Gazinin cesedini inceleyen doktorlar, gazi Muharrem Topçu'nun ilk belirlemelere göre besin yetersizliği ve soğuktan ölmüş olabileceğini söyledi.
Milas-Bodrum Karayolu üzerinde terk edilmiş restoran binasındaki tek gözlü odada yaşayan Kore gazisi Muharrem Topçu'dan uzun süre haber alamayan Gaziler Derneği Milas Şubesi Başkanı Mehmet Sarban bir arkadaşıyla birlikte olay yerine geldi. Kapıyı açtığında Topçu'nun cesediyle karşılaşan Sarban, yetkililere haber verdi. 30 yıl önce doğum yeri Zonguldak'tan Milas'a gelen Kore gazisinin cesedini inceleyen doktorlar, soğuk ve besin yetersizliğinin ölüme neden olmuş olabileceğini ifade etti. Savcı incelemesinin ardından Topçu'nun cenazesi gazi arkadaşları tarafından alınarak 75. Yıl Milas Devlet Hastanesi morguna götürüldü.
Türkiye Muharip Gaziler Derneği Milas Şubesi Başkanı Mehmet Sarban, söylenecek çok fazla söz bulunmadığını belirterek; "Dağdan inen PKK'lıları törenle karşılayan yüce devletimiz yalnız yaşayan kahraman gazilerimiz için hiçbir şey yapmıyor" diye yakındı

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

 806_mod_turk_bayragi_16_jpg.jpg

 

 

TEKTÜRK;
Kahraman şehitlerimizin ve vatansever Türklerin heyecenla beklenen 3 kelimelik Türk Açılımını gururla sunar. 

UNUTMAYIZ, UNUTTURMAYIZ, BÖLDÜRMEYİZ...

 

Genelkurmay Başkanlığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. İşte TSK'nın 29 Ekim mesajı:
Varolduğu günden beri bağımsızlığına kasteden düşmanları karşısında tek yürek ve tek bilek olmuş yüce ulusumuzun Ebedi Başkomutanımız Atatürk önderliğinde giriştiği bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkmasının ardından kurulan Cumhuriyetimizin bugün 86’ncı yıl dönümünü kutlamanın gururunu ve coşkusunu yaşıyoruz.

Atatürk, halk egemenliğine dayalı bir devlet şekli olan Cumhuriyetin, Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli olduğuna inanmıştır. Bu inançla kurduğu Cumhuriyet, laik, demokratik, sosyal devlet ve hukuk devleti temelleri üzerinde bugünlere ulaşmıştır. Ulusu oluşturan tüm unsurları son derece çağdaş ve ileri bir çizgide birleştiren Atatürk, ulusal amaçların gerçekleştirilmesi yolunda gayretlerin en uyumlu ve en verimli şekilde bütünleştirilmesini sağlamıştır.
Ulusumuzun çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmasında itici güç olmasının yanında Cumhuriyet, ulus-devlet, üniter-devlet ve laik-devlet nitelikleriyle ulusal birlik içinde huzurun ve mutluluğun da güvencesidir. Bu nedenle, cumhuriyetin anlamını kavrayanlar onu yaşatmak için çalışmayı, en kutsal görev sayarlar.
Ulusal birlik ve beraberliğin sağlanmasının en büyük güvencesi olan Cumhuriyet, vatandaşlık esasına dayalı Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışıyla ulus-devlet yapısını sonsuza dek yaşatırken üniter-devlet yapısıyla da Türk milletinin ve yurdunun bölünmez bütünlüğünün teminatı olmaya devam edecektir.
Değerlerini tarihten, gücünü milletinden alan Türk Silahlı Kuvvetleri, Edirne’den Hakkari’ye kadar vatanın her köşesinden gelen vatan evlatlarının oluşturduğu güçlü bir kadroya sahiptir. Ulusumuzun tüm katmanlarının aynı ortamda buluştuğu ve ortak değerleri paylaştığı yer olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk milletinin özüdür.
Ordu-millet özelliğiyle Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri, gelişen harp silah ve araçlarıyla donanmış nitelikli personeli Atatürkçü Düşünce Sistemi ışığında çalışmalarına devam etmektedir.
Bağrından çıktığı yüce ulusunun güveninden aldığı destekle yükselen Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihten gelen sorumluluğu ve “Güçlü ordu, Güçlü Türkiye” bilinciyle sergilediği sağduyulu duruşuyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğüne ve ulusal birliğine kast eden tüm çabalar karşısında, daima çelikten bir duvar gibi yükselecektir.
Büyük zorluk ve fedakârlıklara katlanarak kurulan Cumhuriyeti bizlere emanet eden Ebedi Başkomutanımız Atatürk’ün, şehitlerimizin, ebediyete intikal etmiş komutanlarımızın ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde bugün bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Cumhuriyeti ve onun kazanımlarını koruma uğrunda büyük bir özveri ve kararlılıkla sürdürülen mücadeleler esnasında şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi de şükran ve minnetle anıyoruz.
Cumhuriyetin erdemine ve temel değerlerine yürekten bağlı olan ve Atatürkçü Düşünce Sistemi çerçevesinde hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensuplarının ve onların kıymetli ailelerinin Cumhuriyet Bayramını en içten dileklerimle kutlarım

Esnaf; ANTALYA esnafı artık iş yapamaz durum da ve gündemi meşgul eden açılımları sabırla ne olacağını bilmeden günü bitiriyor.Siftah yapamadan dükkânlarını kapatan esnaf açılımları yakalarına siyah kurdele takarak protesto ettiler.Akşama kadar   iş yerlerinin kapısında can sıkıntısından dolayı masa başına toplanan esnaflar çay içerek vakit geçiriyorlar.Antalyalı esnaflar pek yakında yakalarına taktıkları siyah kurdelelerinin çoğalacağını söyleyerek tepkilerin büyüyeceğini ve olumsuzluğun yaşanmasından endişe ettiklerini söylediler.25.10.2009 Zeynep AYDINLIOGLU

Evet ,pkk bezini Azeri kardeşimin, BAYRAĞINA değişenlere yazıklar olsun.. Azeri bayrağı açılmasın diye köşe başlarını tutanlar, acaba silopide neredeler.?
Kandilden, mahmurdan gelenler nekadar değerliymiş..? Sorgu sonunda hepsi serbest, artı bu çapulcular etkin pişmanlık yasasından yararlanmayı reddetmişler.. demekki pişman değiller, ama hepsi serbest. Peki ŞEHİTLERİMİZİN hesabını kiden soracağız,şehit edenlerdenmi yoksa, şehit edenleri serbest bırakanlardanmı..?

Son günlerdeki olaylar karşısında, kelimeler kifayetsiz kalıyor artık.. TÜRK milleti olarak, okadar doluyuz ki, kürt açılımı, ermeni açılımı, derken bu ülkeyi yerden yere vuranlara yazıklar olsun..

Bay Ahmet Davutoğlu, Dışişleri BakanıAnkara Kıbrıs ve Ermenistan konularında gazetelere verdiğiniz demeçlerle, televizyon kanallarında yaptığınızı konuşmalarla halkımızı aldatıyor, kandırıyor ve düpedüz yalanlar söylüyorsunuz. Bakın, nasıl yalan söylediğinizi anlatayım. Avrupa Birliği (AB), 6 Ekim 2004 tarihinde Türkiye’ye üç rapor verdi: İlerleme Raporu, Öneriler Raporu ve Etkiler Raporu. AB bu raporlarda; Kıbrıs’ın Rumlara verileceğini, sözde Ermeni soykırımının tanınacağını, Ermenistan’la diplomatik ilişkiler kurulup sınırların açılacağını, Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devletinin kurulmasına giden yolun üzerindeki engellerin kaldırılacağını açıkça yazdı. Sizin hükümetiniz bu raporların tümünü kabul etti. Oysa siz, sanki bu gerçeği bilmiyormuşsunuz gibi 1 Eylül 2009 günü Kıbrıs’ta çözümle ilgili şöyle diyordunuz: “Türk diplomasisi esnektir ama nerede ‘hayır’ diyeceğini bilir.”


<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 17 - 24 Toplam: 402

Bilmediğimiz Tarihimiz

En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan millettir; bilakis bu, adeta dünya çapında bir Yahudi  saltanatı halinde bütün dünyaya hakim olan "Kapitalizm" afeti ve onun çocuğu olan "Emperyalizm" dir. Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat bizde de tamamen idrak ediliyor.
Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan, bütün düşman aleminin parçasından başka birşey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet, son ordudur! Nitekim bundan evvel üzerimize ordular salmış olan düşmanlar, yine böyle kapitalizm saltanatının ordularından başka birşey değildi. Moskof orduları, İtalya orduları, Bulgar ve Yunan orduları, kısacası bütün düşmanlarımız tamamen kapitalizm tarafından ayaklandırılırlardı.
Bir zamanlar tarihin eski devirlerinde dünya birtakım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler  bu istibdatları yıktılar. Fakat bu defa da; onun yerine paranın, sermayenin zulmü geçti.
Sermaye, bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün febalıkların yegane etkeni, yegane mesulü idi. Bu gün de odur! Eğer bütün dünyayı süratle istila eden kapitalizm aleyhtarlığı olmasaydı; bu zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür, zulüm devrinin son günlerindeyiz.
Kapitalizm sadece falan ve filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır. Milletleri birbirine düşüren kuvvet odur. Kardeş kanları döktüren fesatlar ondan çıkıyor. Dünyayı kaplayan sefaletin müsebbibi ve özetle bütün insanlığı inleten zulmün yegane zalimi odur. Yani kapitalizm'dir.
Bu zulümde başarılı olabilmek için arada sırada müracaat ettiği muharebeler yegane kuvvetleri, yegane silahları değildir. Bankalar sendikalar onun en kuvvetli silahlarındandır. Ve bütün milletleri bu silahla mağlup eder.
Memleketimize bakınız, Rejiler, Duyun-Umumiye'le, Kapitülasyonlar, Şimendiferler, Limanlar, Gemiler, Bankalar, Ticaret evleri ve bütün bu müesseseler, Avrupa Kapitalizm'inin bizi mahvetmek için, senelerden beri kullandığı iblisane bir makinenin parçalarıdır
Sade bizim memleketimizde değil, yeryüzünde bu makine devam ettikçe; sadece biz değil bütün dünya zulüm altında ezilecek, sefalet arşa çıkacak, insanlar felaketten felakete yuvarlanacaklardır. Bize bugün, sınır itibarı ile dünyanın en güzel barış şartlarını verseler, kapitalizm, memlekette bu günkü şekliyle kaldığı takdirde mahvımız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkanı yine tasavvur edilemez. 
Zenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan o, mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri tıpkı bir şeytan gibi iknaya çalışan ve bizi birbirimize düşüren hep odur.
Şu halde kendimizi kurtarmak için evvela bizim, sonra da bütün dünyanın şu melun kapitalizm afetinden kurtulması lazım gelir. Bunda sade biz menfaatdar değiliz. Kapitalizm sade bizim gibi zayıf milletler arasında değil, bilakis bizzat kapitalist memleketlerde de aynı derecede tahripkar ve insanlık düşmanıdır. Hatta İngiltere'de, hatta Fransa'da ve Amerika'da da böyledir. Ve oralarda da kapitalizm usulünden istifade edenlere nispetle, bunun zulmü altında inleyenlerin miktarları, yüzbinlerce kere ziyadedir. Buna göre, kapitalizmin düşmanı yalnız biz değiliz. Bütün dünya onun düşmanıdır. O halde; bütün dünya bizimle beraber demektir.
Dünyayı tanıyanlar, dünya işlerini bilenler, bütün açıklık ve katiyetle görüyorlar ki; artık bu hakikat bütün dünyada anlaşılmıştır.
Kapitalizm, halkihazırda Lehistan'da ve Anadolu'da son kurşunu atmakla meşguldür. Bundan sonra kullanacak silahı kalmıyor. İş, bu kuvvetleri yenmektir. Türkler, hakikati anlayınız! Anlamayanlar varsa onlara da anlayanlar öğretsinler.
Bolşevikler Lehleri kati surette mağlup ederlerken; bizim vazifemiz de Yunanistan'ı Anadoludan süratle, şiddetle ve derhal kovmaktır!
Ondan sonrası ise ebedi kurtuluştur!
       
Mustafa Kemal Atatürk, Başyazı, Hakimiyeti Milliye Gazetesi, 20 Temmuz 1920. 

Atatürk Diyor ki

Bu gün Sovyetler birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan imparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün Rusya'nın elinde sımsıkı tutuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak o güne değin susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır. Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde birleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır.