"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; TEK BAYRAK ALTINDA, ÜNİTER VE BAĞIMSIZ TÜRK VATANINDA ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYEN VATANSEVER TÜRK MİLLETİNİN KURDUĞU, GERÇEK ATATÜRK ÖĞRETİSİ'NİN AYDINLATTIĞI YOLDA YÜRÜYEN, DAYANIŞMA, YARDIMLAŞMA VE BİRLİKTELİĞİ AMAÇLAYAN GÖNÜLLÜ KURULUŞLARDIR.
"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; SAĞCI, SOLCU, ULUSALCI SİYASİ KURULUŞLAR DEĞİLDİR.

Güncel

11 Kasım Derneği 
ATATÜRK'ÜN KALDIĞI YERDEN DEVAM ETMEK,
YENİDEN TÜRK ÜLKESİNDE TÜRK GİBİ YAŞAMAK İÇİN...

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...
www.11kasim.com

ÇOK YAKINDA....

15 EKİM 2008 TARİHLİ YENİÇAĞ GAZETESİNDEN BİR HABERİ HATIRLAYALIM: Başbakan Tayyip Erdoğan, tarihe geçecek sözlere imza attı: Aktütün’de askerimizi, Diyarbakır’da polisimizi öldürenleri düşman olarak görmüyoruz. Demokrasi gereği bu… Hukukun üstünlüğü, insani yaklaşım bunu gerektiriyor.
Önce öfkemizi yenelim
Terör karşısında sağduyuyla hareket etmek gerektiğini savunan Erdoğan,  “Terörle mücadelede öncelikle yenmemiz gereken öfkemizdir, öfkemiz olmalıdır. Hukuktan vazgeçmeyeceğiz, demokrasiden bir tek geri adım atmayacağız” dedi.
Erdoğan’ın tanımıyla Öcalan basit bir suçlu! 
 Bak kötümserler neler konuşuyorlar, bölünme, parçalanma .. Olmaz efendim, mecburuz hem de.. On asker şehit olmuş.. Değişmez efendim, demokratik açılım dedik, dedik bir defa, dönülmez yoldayız. ”
Öneri getirin diyor sonra hakaret ediyor
Muhalefetİ sık sık “Sadece eleştiriyorsunuz, öneri getirmiyorsunuz” diye suçlayan Başbakan Erdoğan, MHP’nin önerdiği ve CHP’nin de desteklediği ‘tampon bölge’ye demediğini bırakmadı.
PKK düşman değil ‘suçlu’
Erdoğan: “Terör örgütü askere, polise düşman gözüyle bakıyor. Biz demokrasi gereği  onlara suçlu gözüyle bakıyoruz”
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, PKK teröristlerinin düşman değil, suçlu olduklarını söyledi. Partisinin TBMM Grubunda konuşan Erdoğan, terörle mücadele konusuna değindi. Yapılması gereken şeyin terör karşısında aklı selimle hareket etmek olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
”Aktütün’de askerlerimizin, Diyarbakır’da polislerimizin canına kastedenler, aslında bu milletin asırlardır çözülmeyen bütünlüğüne, insanlarımızın dostluk ve kardeşliğine de kastediyorlar. Bu sebeple, ülke ve toplum olarak terörle mücadelede ilk yenmemiz gereken düşman öfkemizdir, öfkemiz olmalıdır. Terör örgütü benim askerime, benim polisime düşman gözüyle bakıyor. Fakat biz şu anda bütün bu bakışlara rağmen suçlu gözüyle bakıyoruz. Neden? Demokrasinin gereği bu. Hukukun üstünlüğü bunu gerektiriyor. İnsani yaklaşım bunu gerektirdiği için bunu yapmak durumundayız.

Başbakan  psikolojik rahatsız
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çelişkili açıklamaları psikologlar tarafından rahatsızlık olarak değerlendirildi. Eski Fazilet Partisi Milletvekili ve psikiyatri profesörü Mehmet Bekaroğlu, “Başbakan’ın çelişkileri sağlıklı değil” dedi. Asabiye uzmanı ve ANAP’lı Sağlık eski Bakanı Prof. Dr. Halil İbrahim Özsoy da, şu tespitlerde bulundu: ” Başbakan kendisini ’Her şeyi bilen adam’ olarak görüyor. Dış önerilerde tuzak beklentisi içinde. Bu ruhsal bir tedirginliktir.
Bahçeli’yi muhatap almam
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, dün grup toplantısında AKP’ye yönelik eleştirilere garip bir yaklaşım gösterdi. Erdoğan, “Gerekli cevabı arkadaşlarım verecekler… Muhatap almıyorum” dedi.
MHP’den jet cevap
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Erdoğan’ın bu konuşmasına cevap verdi. Vural, “Başbakanın muhatabı, Başbakanlıkta ihale ve proje takipçiliği yapanlardır. Başbakanın muhatabı, yolsuzluk dişlileridir” diye konuştu.
‘Öneri getirin’ dedi ‘tampon’a öfkelendi
Terör ya da ekonomik sorunlar konusunda muhalefete çözüm önerisi çağrısı yaparak ’uzlaşmacı’ portresi çizen Başbakan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Eğer fiziki koşullar engelse Kuzey Irak’tan sızmaları önlemek için tam güvenlikli bir tampon bölge oluşturulmalı” sözleri üzerine, “Ağzı olan konuşuyor. Bilen konuşsun” şeklinde öfkeli sözler sarfetti. Başbakan’ın CHP’nin de desteklediği öneriye hakaretli cevabı kamuoyunda “Başbakan, hani muhalefetten öneri bekliyordun” sorusunun yönelmesine yol açtı. İşte Başbakan’ın muhalefete öneri çağrılarından bazıları:
Yer: New York Tarih: 14 Eylül 2005:  “Öneri getirseler can kurban. terör var derler, sen yapılmasını istediğini söyle. Yapılandan farklı bir şeyin var mı söyle. Böyle bir dertleri yok.”
Yer: Kağıthane Tarih: 21 Eylül 2008:  “Ana ve yavru muhalefete çağrı yapıyorum. Diyorum ki Allah aşkına Türkiye’ye bizim yapmamız gereken bir proje varsa bize tavsiye edin yapalım.”
Yer: Adalar Tarih: 20 Eylül 2008:  “Bunların muhalefet anlayışında siyaha beyaz, beyaza siyah deme anlayışı var. Böyle muhalefet olmaz… Eğer kendini büyütmek istiyorsan, halka sevdirmek istiyorsan, (şu, şu yanlıştır ama şöyle yaparsanız doğrudur) diyeceksin. Bunu deyin, kayıp yıllarımız olmasın.”
Yer: Ankara Tarih 19 Eylül 2008:  “Türkiye Cumhuriyeti için yapılabilecek bir uygulamanız varsa, bunları gündeme getirin. Altı yıldır biz iş yapıyoruz, onlar dedikodu.”
Yer: Ankara Tarih: 28 Aralık 2005: “Muhalefet öneri sunmalı. Sayın Baykal’ın konuşmasında bir tane bile öneri yok.” YENİÇAĞ


11 Eylül 2001′de ABD’de yaşanan saldırıların etkisi başta Pakistan, Afganistan ve Irak olmak üzere tüm bölgede hissediliyor.
11 Eylül 2001′de Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a, kimler tarafında yapıldığı hala belli olamayan saldırılarda, resmi rakamlara göre 3261 kişi öldü.
ABD uçaklarını kaçırarak saldırıları gerçekleştiren 19 kişiden 15′i Suudi Arabistan vatandaşıydı. Ancak saldırıdan daha önce ismi fazla bilinmeyen El Kaide örgütü sorumlu tutuldu, saldırılardan sadece 26 gün sonra Afganistan bombalanmaya başlandı, Irak işgal edildi. ABD, ilk altı ay içinde Afganistan’a 22 bin bomba bıraktı.
11 Eylül saldırıları dünyanın kaderini değiştiren yüzyılın provokatif olayı olarak değerlendiriliyor. Çünkü olayın failleri 8 yıl geçmesine rağmen bulunamadı. ABD, bu saldırıları bahane ederek İslam dünyasına saldırılar düzenledi. Afganistan’a girdi, Irak’ı işgal etti. Şimdi de Pakistan’ı zorluyor

Son zamanlarda gündemde olan kürt açılımı etkisi kendini farklı boyutlarda hissettirmekte. Şehit ve gaqzi aileleri bu açılıma tepki verenlerin başına gelmekte. Yıllarca terörle mücadele eden ve uğurda daha ömrünün baharında gencecik fidanları toprağa gözyaşları içerisinde veren şehit ve gazi yakınları ölen binlerce insanın ahını kimse almasın.Bu olay kabul edilebilir bir davranış değil diyerek feryatlarını dile getirmekte.
Vatan toprağı için gözlerini kırpmadan ölüme giden terör kurbanı,askerler,polisler,öğretmenler yanında günahsız çocukların yasını daha unutmadıklarını belirten kalpleri vatan sevgisiyle dolu Türk insanı terör örgütüne taviz verilmemesi yönünde görüşlerini çeşitli ortamlarda ve değişik etkinliklerle göstermekte. Terör örgütüne prim verilmemesinden yana olan ve Ülke genelinde bir gurup topluluk tarafından başlatılan “şehit ve gazilerimize destek veriyor. Terör örgütünü kınıyoruz”diyerek bu vatan uğruna ölüme giden şehitlerin kanlarının yerde kalmaması için başlatılan kampanyada vatandaşların kollarına siyah kurdela bağlayarak kürt açılımını protesto etmesi çağrısında bulunulmakta.
Manavgat’ta da bu konuda çalışma başlatan ve kollarına taktıkları siyah kurdelalar ile halkın dikktini çekmek isteyen Manavgat kuvacı mücahit ve gaziler derneği üyeleri de ramazan fuarında kollarına bağladıkları siyah kurdelalarla  bu akımın öncülüğünü yaptılar. Fuara gelen vatandaşlara terör örgütünün günahsız insanları nasıl katlettiklerinin unutulmaması yönünde hatırlatmalarda bulunan gaziler bu vatanın kolay kazanılmadığı ve bir masa başında bir karış toprağının da kolayca verimeyeceğini ifade ederek vatandaşları sağ duyulu olmaya çağırmaktalar.
Manavgatlı yürekli vatanseverleri tüm içtenliğimizle kutluyor ve destekliyoruz...
Vatansever Türklerin Topluluğu...

Şehidine sahip çık Türkiye!

ABD’si, AB’si, Rusya’sı, AKP’si, PKK’sı, Yunan’ı, Ermeni’si tek bir koro olmuş “Kürt açılımı” diye tutturuyorlar!

Peki bizden gerçekte ne istiyorlar?

Diyorlar ki Türkiye Kürtlere baskı uyguluyor, haklarını vermiyor.

Öyle mi acaba?

Bu ülkede bugüne kadar Türk’e hak olup da Kürt’e yasak olan ne var?

Başbakan olabiliyorlar, Cumhurbaşkanı olabiliyorlar, siyasi parti kurabiliyorlar, Meclis’te yıllardır tonla milletvekilleri var.

Hatta Türk’ün arkasında olmayan büyük güçleri de var: Emperyalizm.

Amerikası, Avrupası, Rusyası, Yunanistanı, Ermenistanı hep arkalarında.

Peki ne için?

Büyük Kürdistan’ı kurmak için!

Yeni bir proje mi bu?

Hayır!

Daha Kurtuluş Savaşı dönemimizden bu yana Batılı devletler bir Kürt devleti kurma peşindeler. Bu amaçla Şeyh Sait İsyanı’dan bu yana 16 tane ayaklanma çıkarttılar. Kurtuluş Savaşımız sırasında bile Türk Ordusu’na karşı ayaklandılar.

Yani yeni bir olayla değil çok eski bir planla karşı karşıyayız.

Bizden hak değil yurdumuzu istiyorlar!

...

image00147.jpg

Atatürkçülük, Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür.
Atatürkçülük
, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir.
Atatürkçülük,
bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.
Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır; bir diğer anlamda da modernleşmedir.
Atatürkçülük
, hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.
Atatürkçülük
, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müspet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir.
Bu iki anlamıyla;
Atatürkçülük
, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.

Asıl “Büyük Oyun” devam ederken kocaman bir sirkteyiz! Cambazlar, hokkabazlar sahnede... “İllüzyonistler” olmayan şeyleri oldu, olanları olmamış gibi gösteriyorlar... Hokkabazlar, ellerindeki, küçük rengârenk lobutları havada biri birlerine değdirmeden, numara yapıyorlar... İp cambazları, ince tel üzerinde yürüyorlar... Sihirbaz şapkasından beyaz güvercinler çıkarıyor! Çeşitli vahşi hayvanlar -şimdilik- kafeste. Yılanlar ıslık çalarak ortalıkta dolaşıyor. Hayvan terbiyecileri var ama şükürler olsun ki, kafeslerinden çıkarlarsa, onları vuracak “güçler”, keskin nişancılar dışarıda bekliyor! Sirk’in şimdiki sahipleri, bu nişancılardan korktukları için, tasarruf bahanesiyle, onlardan kurtulmanın çarelerini arıyorlar ama “şimdilik” güçleri yetmiyor! 
Ve; “Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet”, illüzyonistler, gerçekleri tersine döndürmüşler; asiller suçlu, bölücüler ve yardakçıları kahraman. Onlara karşı çıkanlar kana susamış barış düşmanları! 
10.Ocak.1917:Müttefikler (İtilaf Devletleri) ABD Başkanı Wilson'a "Yabancı Milletleri(Yunan,Ermeni,Arap,Kürt..vb.)Batı Medeniyetine düşman Türk Osmanlı tahakkümünden kurtarmayı ve Osmanlı Devletini Avrupadan atmayı "ortak davaları olarak bildirdiler.
      12.Nisan.1919 ;ABD Başkanı Wilson;Yunanlıları kendi yurtlarında,her şeye hakim duruma getirmek için İzmir ve Civarının,Yunanistanla birleştirilmesi şarttır.
      14.Mayıs.1919 ;Üç büyükler Başkanları ABD Wilson-İngiltere Lord Corc-Fransa Klemanso..Türk Osmanlı Devleti topraklarının batısında(ege)uzanan bölgede Yunan Mandasına karar verdiler.
      22.Haziran 1919 ;ABD li uzmanlar(26.şubat 1919 da Bogos Nubar Paşa-ki Osmanlıda hariciye nazırlığıda yapmıştır-Maraşla birlikte Kilikyayı,Erzurum,Bitlis,Van,Harput,Sivas,Diyarbakır ve Trabzon vilayetinin bir kısmının derhal Ermenilere verilmesini talep etmiştir).Bogos Nubar Paşa nın tüm taleplerini doğru kabul ederek derhal"Ermenistanın henüz işgal edilmeyen(Erzurum,Bitlis,Van,Harput,Sivas,Diyarbakır ve Trabzonun bir kısmının)işgal edilmesi için Ermenilere verilmek üzere 50 bin silah ve Ermenilere destek olarak 60 bin kişilik asker ve kurulacak Ermenistan Hükümetine yardım ve asayişi korumak üzerede en az 50 yıl boyuncada 30 bin kişilik kuvvet verilmesini hemen karara bağlanmasını istediler.
        ABD Başkanı Wilson: 14.Mayıs 1919 tarihinde Senatonun olurunu almak kaydıyla "Ermenistanın sınırlarını Akdenize kadar genişletmek"kararını aldığını açıkladı.
Amerikan Silahlı Kuvvetleri’nin Ortadoğu’daki en önemli üssü olan Adana – İncirlik’te “açıklanmaya muhtaç” gelişmeler yaşanıyor.

Odatv’nin edindiği bilgilere göre İncirlik’in Amerikan Komutanlığı üs içinde yüzlerce yeni villa yapıyor.
İnşaatlarına yakın zamanda başlanan villaların 300 civarında olduğu tahmin ediliyor.
Peki bu konutlarda kimler oturacak?
Sözkonusu konutların mevcut Amerikan askeri personeli için değil, Amerika’dan yeni gelen bir grup için hazırlandığı iddia ediliyor.

****
Aynı adlı anlaşma gereği resmi adı 10’uncu Tanker Üs Komutanlığı olan İncirlik üssünde halen 2 bin 500’e yakın Amerikalı asker bulunduğu tahmin ediliyor.
Kesin teyit alamamakla birlikte Üs’teki Amerikan Birliği’nin büyütülmesine ilişkin yakın dönemde herhangi bir yeni anlaşma yapılmadı. Bu durumda yeni villaları kullanacak Amerikalılar kim acaba?

Odatv.com
17 Ağustos 2009
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 41 - 48 Toplam: 402

Bilmediğimiz Tarihimiz

En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan millettir; bilakis bu, adeta dünya çapında bir Yahudi  saltanatı halinde bütün dünyaya hakim olan "Kapitalizm" afeti ve onun çocuğu olan "Emperyalizm" dir. Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat bizde de tamamen idrak ediliyor.
Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan, bütün düşman aleminin parçasından başka birşey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet, son ordudur! Nitekim bundan evvel üzerimize ordular salmış olan düşmanlar, yine böyle kapitalizm saltanatının ordularından başka birşey değildi. Moskof orduları, İtalya orduları, Bulgar ve Yunan orduları, kısacası bütün düşmanlarımız tamamen kapitalizm tarafından ayaklandırılırlardı.
Bir zamanlar tarihin eski devirlerinde dünya birtakım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler  bu istibdatları yıktılar. Fakat bu defa da; onun yerine paranın, sermayenin zulmü geçti.
Sermaye, bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün febalıkların yegane etkeni, yegane mesulü idi. Bu gün de odur! Eğer bütün dünyayı süratle istila eden kapitalizm aleyhtarlığı olmasaydı; bu zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür, zulüm devrinin son günlerindeyiz.
Kapitalizm sadece falan ve filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır. Milletleri birbirine düşüren kuvvet odur. Kardeş kanları döktüren fesatlar ondan çıkıyor. Dünyayı kaplayan sefaletin müsebbibi ve özetle bütün insanlığı inleten zulmün yegane zalimi odur. Yani kapitalizm'dir.
Bu zulümde başarılı olabilmek için arada sırada müracaat ettiği muharebeler yegane kuvvetleri, yegane silahları değildir. Bankalar sendikalar onun en kuvvetli silahlarındandır. Ve bütün milletleri bu silahla mağlup eder.
Memleketimize bakınız, Rejiler, Duyun-Umumiye'le, Kapitülasyonlar, Şimendiferler, Limanlar, Gemiler, Bankalar, Ticaret evleri ve bütün bu müesseseler, Avrupa Kapitalizm'inin bizi mahvetmek için, senelerden beri kullandığı iblisane bir makinenin parçalarıdır
Sade bizim memleketimizde değil, yeryüzünde bu makine devam ettikçe; sadece biz değil bütün dünya zulüm altında ezilecek, sefalet arşa çıkacak, insanlar felaketten felakete yuvarlanacaklardır. Bize bugün, sınır itibarı ile dünyanın en güzel barış şartlarını verseler, kapitalizm, memlekette bu günkü şekliyle kaldığı takdirde mahvımız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkanı yine tasavvur edilemez. 
Zenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan o, mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri tıpkı bir şeytan gibi iknaya çalışan ve bizi birbirimize düşüren hep odur.
Şu halde kendimizi kurtarmak için evvela bizim, sonra da bütün dünyanın şu melun kapitalizm afetinden kurtulması lazım gelir. Bunda sade biz menfaatdar değiliz. Kapitalizm sade bizim gibi zayıf milletler arasında değil, bilakis bizzat kapitalist memleketlerde de aynı derecede tahripkar ve insanlık düşmanıdır. Hatta İngiltere'de, hatta Fransa'da ve Amerika'da da böyledir. Ve oralarda da kapitalizm usulünden istifade edenlere nispetle, bunun zulmü altında inleyenlerin miktarları, yüzbinlerce kere ziyadedir. Buna göre, kapitalizmin düşmanı yalnız biz değiliz. Bütün dünya onun düşmanıdır. O halde; bütün dünya bizimle beraber demektir.
Dünyayı tanıyanlar, dünya işlerini bilenler, bütün açıklık ve katiyetle görüyorlar ki; artık bu hakikat bütün dünyada anlaşılmıştır.
Kapitalizm, halkihazırda Lehistan'da ve Anadolu'da son kurşunu atmakla meşguldür. Bundan sonra kullanacak silahı kalmıyor. İş, bu kuvvetleri yenmektir. Türkler, hakikati anlayınız! Anlamayanlar varsa onlara da anlayanlar öğretsinler.
Bolşevikler Lehleri kati surette mağlup ederlerken; bizim vazifemiz de Yunanistan'ı Anadoludan süratle, şiddetle ve derhal kovmaktır!
Ondan sonrası ise ebedi kurtuluştur!
       
Mustafa Kemal Atatürk, Başyazı, Hakimiyeti Milliye Gazetesi, 20 Temmuz 1920. 

Atatürk Diyor ki

Türk, Türk olduğu için asildir. Çoğumuz büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu Türk olmanın içinde buluruz. Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk'tü bugünde Türk'tür ve sonsuza kadar Türk olarak yaşayacaktır. Taş kırılır tunç erir ama Türklük ebedidir. Bir gün ressamlar Türk'ün simasını kaybederlerse yıldırımı alsınlar yapıversinler. Bir Türk cihana bedeldir. Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla sanım ve şerefim vardır. Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir. Efendiler bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız, bunları sadece Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız.