"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; TEK BAYRAK ALTINDA, ÜNİTER VE BAĞIMSIZ TÜRK VATANINDA ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYEN VATANSEVER TÜRK MİLLETİNİN KURDUĞU, GERÇEK ATATÜRK ÖĞRETİSİ'NİN AYDINLATTIĞI YOLDA YÜRÜYEN, DAYANIŞMA, YARDIMLAŞMA VE BİRLİKTELİĞİ AMAÇLAYAN GÖNÜLLÜ KURULUŞLARDIR.
"TEKTÜRK ve 11 KASIM"; SAĞCI, SOLCU, ULUSALCI SİYASİ KURULUŞLAR DEĞİLDİR.

Güncel

11 Kasım Derneği 
ATATÜRK'ÜN KALDIĞI YERDEN DEVAM ETMEK,
YENİDEN TÜRK ÜLKESİNDE TÜRK GİBİ YAŞAMAK İÇİN...

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...
www.11kasim.com

ÇOK YAKINDA....

image0019.jpg

Avrupa’dan Çin’e Kadar Türkler –

2009’da Kaybedilen Destekler ve Türkiye

 

2009 yılı Şubatında Davos’ta Gazze paneli sonucunda başta Araplar olmak üzere, İslam dünyasının övgülerine mazhar olan Türkiye için, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel o tarihlerde biraz da sıkıntılı bir halle, “Bunun acısını çıkarırlar, bunu anlamak bile mümkün olamayabilir’” şeklinde, oldukça anlamlı ancak hoşumuza gitmeyen bir kehanette bulunmuştu. Aradan daha 5-6 ay geçmeden Türk dünyasının başına gelenleri görünce, “Acaba Demirel’in kehaneti gerçekleşiyor mu?” demeden kendimizi alamdık. İşte Türk dünyasının son ayları…

 

Kehanetin ilk ve acı etkisini Azerbaycan’la yaşanılan Nisan ayındaki “Kardeş krizi” sırasında yaşadık. Ermenistan’la sınır kaplılarının açılacağına ilişkin beklentiler Ermenistan tarafından pompalanırken, Azerbaycan basını feryad-ı figan ederken, Azerbaycan yönetimi dirsek gösterirken Türkiye’yi yönetenler neredeyse “bir milletin iki devletini” karşılıklı “kadim” dostluğu ve kardeşliğinden çözülme noktasına getirmişlerdi. Bu ilk uyarı gibiydi

Çek cumhuriyetinin Sedelik kentinde çok ilginç bir kilise var. Kilise ne tahtadan ne betondan ne de demirden... Klise Müslüman kemiklerinden... 1218'de dönemin papası haçlı savaşlarında öldürülen Müslümanları gurur ve övünme aracı olarak getirtmiş ve bunların kemiklerinden kilise yaptırılmasını emretmiş. 40.000 Müslümanın kemikleri toplanarak da emir yerine getirilmiş. Müslümanlara terörist diyen 'haçlı zihniyetinin' terörünü göstermek için bir bakın...

image0014.jpg

Harp Okulları ve Polis Akademileri’nden atılan öğrencilerin afla ÖSS rekortmenlerinin girebildiği bölümlere yerleştirmelerinin YÖK’ün kendi inisiyatifiyle gerçekleştiği ortaya çıktı.
YÖK’ün son çıkartılan Af Kanunu çerçevesinde, Harp Okulları ve Polis Akademilerinden atılan öğrencileri ancak ÖSS rekortmenlerinin girebildiği Boğaziçi ve İTÜ gibi üniversitelerin mühendislik bölümlerine yerleştirme kararına ilişkin tartışma sürüyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın “Kanun ne diyorsa onu yaptık” savunmasına karşın, çıkartılan af yasasında bu yerleştirmelerin ne şekilde yapılacağına ilişkin detay bulunmuyor. VATAN’ın yaptığı araştırma, YÖK’ün bu kanun için yazılı bir “uygulama esasları” oluşturmadığını, yerleştirmelerin yürütme kurulunun inisiyatifiyle belirlenen esaslar çerçevesinde gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

image00155.jpg

Ülkemizde uzun bir zamandan beri yetkili, yetkisiz veya kendinden menkul görevlilerle, Soros’un beslemeleri sürekli bir lafı ağızlarında geveleyip duruyorlar… Her fırsatta da bunu sanki Devletimizin ve Milletimizin menfaatine uygun birşeymiş gibi söylerler, savunurlar… Nedir bu söz?
“Kardeş kanı akmasın!”
“Artık yeter! Kardeş, kardeşi vurmasın!”
“Kardeşler barışmalı”
“Akan kardeş kanını durdurmalıyız!”
Bu anlamları içeren bir sürü ukalaca ve aptalca sözleri duyarız…
Allah aşkına, birbirini vuran bu “Kardeşler kim?”
Halkımız birbirini mi vuruyor? Hayır…
İç savaş mı var? Hayır… Ülkemiz doğusundan batısına, zaten kardeş!
Evet, Ülkemizde akan kan var!!!

image0012.jpg

Müslüman geçinen İngiliz, ABD yalakaları Arap ülkeleri ve ülkemizdeki benzer zihniyetteki yalakalar  görsünler….
Görürler mi?
Görmezler elbet…
Bu insanlar Kürt değil ya… Ermeni değil ya…
Gören kör, duyan sağır olur Allah’ın kalplerindeki Nur’u aldığı din simsarları….
Dünya Uygur Kongresi sözcüsü Dilşat Raşid, Uygur müslümanlarının Ramazan’da yaşadığı Çin zulmünü anlattı.
Doğu Türkistan’daki Çin yetkililerin bir bildiri yayınlayarak, öğle yemeği yemediği anlaşılan herkesin işten atılacağını duyurduğunu söyleyen Raşid, Uygur halkının dinini terketmeye zorlandığını belirtti.
“Hükümet kurumlarında Ramazan’da bedava öğle yemeği, çay ve kahve servisine başlandı” diyen Raşid, “yardım dedikleri şey aslında kimin oruç tutup tutmadığını anlamak için uygulanan bir tuzak” dedi.
Dilşat Raşid, Uygur Komunist Partisi’nin, emekli parti üyelerine bile baskı yaptığını, onları evlerinde ziyaret ederek yemek yemeye zorladığını savundu.
Müslüman lokanta sahiplerinin de Ramazan boyunca açık kalmak üzere bir belge imzalamak zorunda kaldığı iddialar arasında.
Dünya Uygur Kongresi sözcüsünün en çarpıcı iddialarından biri ise, camilerde imamların “orucun sağlığa zararlı olduğunu” savunan konuşmalar yapmaya zorlanması, bunu yapmayanların haklarının ellerinden alınması.
Raşid, Urumçi’de gözaltına alınan yüzlerce Uygur’un da hapishanede oruç tutmalarına izin verilmediğini, mahkumların zorla beslendiğini söyledi.

 

Atatürk'  vefatından sonra bu ülkenin bu hızla kalkınmasını önlemek için engellenmesi gerekiyordu. Bu iki şekilde olabilirdi. 1. savaş 2. içeriden çökertme birincisi için gerekli dersleri aldıklarından, ikinci yolu seçtiler. Bunun için içeride adamları olmalıydı. Öyle normal sade insanlar işlerine yaramazdı. Etkili ve yetkili olmalıydı. Buldular da .... Maalesef bunlar günümüze kadar çığ gibi büyüdüler. Atam'ın dediği gibi gaflet ve dalalet hatta hiyanet içinde. O sanki bu olacakları biliyor gibiydi. Yıllardır güneydoğu halkını bilerek ekonomik yoksulluğa, eğitimsizliğe, her türlü gelişmeye engel olarak buranın halkını TÜRK Milletinden kopardılar. Gerisi kolaydı onlar için bura halkı için sahte kurtarıcılar çıktı. Halk zaten eğitimsizdi, işsizdi . Çok kolay oldu dağa çıkarmak. Maalesef bu dağdakileri indirmek yada yok etmeyi bu güne kadar hep engellediler. Artık her şey kıvamındaydı. Bugüne kadar güneydoğu için uygulanan olımsuzlukları yapanlarla, bugün son darbeyi vurmak isteyenler hep aynı merkezden, aynı zihniyete hizmet etmektedirler.
Kürt açılımı adı altında TÜRK MİLLETİNİN ÇÖZÜLÜMÜ başlatılıyor. Arkasından vatan topraklarının parçalanması gelecektir. BOP ya da YENİ DÜNYA DÜZENİ nin önündeki en büyük engel Türkiye Cumhuriyetidir. İşgal kuvvetleri tüm ülkeyi tüm beyinleri işgal etmişlerdir. Eğitimi,sağlığı,ekonomiyi, kültürümüzü,maneviyatımızı her şeyi yozlaştırdılar. Bunun için şöyle çevremize bakmamız yeterlidir. En acısı da Atam ın Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği TÜRK GENÇLİĞİ nin halidir..
Ya yola çıkalım,ya da YOLA ÇIKALIM.artık

 

Avrasya TV bugün canlı yayında ilginç bir protesoya imaza attı

art (Avrasya tv) Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile birlikte basın toplantısı yapan NATO Genel Sekreteri Rasmussen'i yayında protesto etti. Davutoğlu'nun konuşmalarını yayınlayan kanal, söz sırası Rasmussen'e geldiğinde, ağzına siyah bant vurup, sesi de kapatarak ekrana, "İSLAMIN PEYGAMBERİNE HAKARETİ SAVUNAN SESİ DUYURMAK İSTEMİYORUZ" "ROJ TV VE TERÖR HAMİSİNİN SESİNİ DUYURMAK İSTEMİYORUZ" yazılarını bindirdi. Rasmussen konuşurken yalnızca müzik sesi veren kanalın alt başlığında da "HEM DE RAMAZAN'DA GÜNAH ÇIKARIYOR / daha dün peygambere hakareti savunuyordu. daha dün roj tv'ye hamilik yapıyordu" yazısı dikkat çekti.

image00152.jpg

Samanyolu Televizyonu merkezi Gaziantep olmak üzere Kürtçe yayın yapacak bir televizyon için çalışmalarını hızlandırdı. Adının Dünya TV olacağı bildirilen kanala, Genel Müdür olarak STV nin eski Ankara Temsilcisi Remzi Ketenciler atandı.

<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 57 - 64 Toplam: 402

Bilmediğimiz Tarihimiz

En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan millettir; bilakis bu, adeta dünya çapında bir Yahudi  saltanatı halinde bütün dünyaya hakim olan "Kapitalizm" afeti ve onun çocuğu olan "Emperyalizm" dir. Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat bizde de tamamen idrak ediliyor.
Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan, bütün düşman aleminin parçasından başka birşey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet, son ordudur! Nitekim bundan evvel üzerimize ordular salmış olan düşmanlar, yine böyle kapitalizm saltanatının ordularından başka birşey değildi. Moskof orduları, İtalya orduları, Bulgar ve Yunan orduları, kısacası bütün düşmanlarımız tamamen kapitalizm tarafından ayaklandırılırlardı.
Bir zamanlar tarihin eski devirlerinde dünya birtakım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler  bu istibdatları yıktılar. Fakat bu defa da; onun yerine paranın, sermayenin zulmü geçti.
Sermaye, bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün febalıkların yegane etkeni, yegane mesulü idi. Bu gün de odur! Eğer bütün dünyayı süratle istila eden kapitalizm aleyhtarlığı olmasaydı; bu zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür, zulüm devrinin son günlerindeyiz.
Kapitalizm sadece falan ve filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır. Milletleri birbirine düşüren kuvvet odur. Kardeş kanları döktüren fesatlar ondan çıkıyor. Dünyayı kaplayan sefaletin müsebbibi ve özetle bütün insanlığı inleten zulmün yegane zalimi odur. Yani kapitalizm'dir.
Bu zulümde başarılı olabilmek için arada sırada müracaat ettiği muharebeler yegane kuvvetleri, yegane silahları değildir. Bankalar sendikalar onun en kuvvetli silahlarındandır. Ve bütün milletleri bu silahla mağlup eder.
Memleketimize bakınız, Rejiler, Duyun-Umumiye'le, Kapitülasyonlar, Şimendiferler, Limanlar, Gemiler, Bankalar, Ticaret evleri ve bütün bu müesseseler, Avrupa Kapitalizm'inin bizi mahvetmek için, senelerden beri kullandığı iblisane bir makinenin parçalarıdır
Sade bizim memleketimizde değil, yeryüzünde bu makine devam ettikçe; sadece biz değil bütün dünya zulüm altında ezilecek, sefalet arşa çıkacak, insanlar felaketten felakete yuvarlanacaklardır. Bize bugün, sınır itibarı ile dünyanın en güzel barış şartlarını verseler, kapitalizm, memlekette bu günkü şekliyle kaldığı takdirde mahvımız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkanı yine tasavvur edilemez. 
Zenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan o, mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri tıpkı bir şeytan gibi iknaya çalışan ve bizi birbirimize düşüren hep odur.
Şu halde kendimizi kurtarmak için evvela bizim, sonra da bütün dünyanın şu melun kapitalizm afetinden kurtulması lazım gelir. Bunda sade biz menfaatdar değiliz. Kapitalizm sade bizim gibi zayıf milletler arasında değil, bilakis bizzat kapitalist memleketlerde de aynı derecede tahripkar ve insanlık düşmanıdır. Hatta İngiltere'de, hatta Fransa'da ve Amerika'da da böyledir. Ve oralarda da kapitalizm usulünden istifade edenlere nispetle, bunun zulmü altında inleyenlerin miktarları, yüzbinlerce kere ziyadedir. Buna göre, kapitalizmin düşmanı yalnız biz değiliz. Bütün dünya onun düşmanıdır. O halde; bütün dünya bizimle beraber demektir.
Dünyayı tanıyanlar, dünya işlerini bilenler, bütün açıklık ve katiyetle görüyorlar ki; artık bu hakikat bütün dünyada anlaşılmıştır.
Kapitalizm, halkihazırda Lehistan'da ve Anadolu'da son kurşunu atmakla meşguldür. Bundan sonra kullanacak silahı kalmıyor. İş, bu kuvvetleri yenmektir. Türkler, hakikati anlayınız! Anlamayanlar varsa onlara da anlayanlar öğretsinler.
Bolşevikler Lehleri kati surette mağlup ederlerken; bizim vazifemiz de Yunanistan'ı Anadoludan süratle, şiddetle ve derhal kovmaktır!
Ondan sonrası ise ebedi kurtuluştur!
       
Mustafa Kemal Atatürk, Başyazı, Hakimiyeti Milliye Gazetesi, 20 Temmuz 1920. 

Atatürk Diyor ki

Dünya yüzünde Türk'ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz millet yoktur ve insanlık tarihinde görülmemiştir. Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne amerikanlaşacak, ne de batılaşacaktır. O sadece özleşecektir. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.