Anasayfa arrow Bölümler arrow Kısa Kısa
Kısa Kısa

24kasimogrtmngunu.jpg

ataturk-bayrak.jpg

 

 

Bugün 10 Kasım 2009...
Bu gün yine seni senin söylediklerinle anıyoruz...
Çünkü ekleyecek fazla bir şeyimiz olmadı 71 yıldır.
Rahat uyu diyemiyoruz, belli ki rahat değilsin yattığın yerde.

Her bayram ve her 10 Kasım da olduğu gibi huzuruna gelenlerin
sahte gözyaşlarını ve mazeretlerini dinliyorsun yıllardır...
Bize güç ver Atam.
19 Mayısta Samsun'da sahip olduğun güçten ver bize.
Amasya'da, Erzurum'da, Sivas'ta Ankara'da, Afyon'da sahip olduğun güçten ver bize.
Ver ki, biz de Emperyalistlere karşı senin gibi karşı koyabilelim...

0n yıl önce bu sabah ne yapıyordunuz?

Mahallenizdeki açık otoparkta mı uyumaya çalışıyordunuz, yoksa arabanızla açık başka bir alanda mı?

Depremden korkmak dışında başka zarar görmeyen bir insan olarak 17 Ağustos'ta bundan başka ne yaptınız?

Bir de onları düşünün...

Kocaeli'ndekileri...

Adapazarı'nda yaşayanları...

Avcılar, Yalova, Gölcük...

Siz depremzede misiniz?

Yoksa sadece psikolojiniz mi bozuldu?

Kızınız, oğlunuz, anneniz, babanız, komşunuz tonlarca betonun altından size seslendi mi?

Boş gözlerle o beton yığınına bakıp ne yapacağınızı bilemediğiniz oldu mu?

Olmadı değil mi?

Tıpkı Kocaeli Valisi Gökhan Sözer gibisiniz yani.

17 Ağustos denildiğinde enkaz görüntüleri, törenler falan aklınıza geliyor.

İşte bu nedendir ki Vali depremzedelere verilen evlere bürokratlarını yerleştiriyor.

 
 
 
TÜRK DEVLETİ!nin Dağlarındaki "NE Mutlu TÜRKÜM Diyene" yazıları(Damgaları)Siliniyor.
Ne mutlu Türküm diyene’ yazısını sildiler

Van’ın Bahçesaray ilçesindeki Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kimliği vurgusu yapan anlamlı sözünün yerine ’Önce Vatan’ sloganı yazıldı.

Fatih Çekirge’nin Hürriyet Gazetesi’ndeki yazısı, Güneydoğu’da bir gerçeği ortaya çıkardı. Sözde Kürt açılımının tartışıldığı şu günlerde ilk açılım dağlarda yapılmış. Van’ın Bahçesaray ilçesi yakınlarında bir tepenin yamacındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü olan “Ne mutlu Türküm diyene” sözü silinmiş. Yerine “Önce Vatan” sloganı yazılmış.

 
 
Bebek katili Öcalan'ın 'yol haritası'ndaki meclisten ve ‘öz savunma gücünden’ ne kastettiği tartışılıyor...Abdullah Öcalan’ın, avukatları aracılığıyla açıkladığı ‘yol haritası’ndaki meclisten ve ‘öz savunma gücünden’ ne kastettiğini kimse anlamadı, farklı yorumlar ortaya çıktı.

 


Siyaset bilimcileri, Kürt sorununun çözümüne ilişkin yol haritasına yönelik verdiği ipuçlarında isteklerini sıralayan terörist Abdullah Öcalan’ın “Kürtlerin savunma gücü olmalı” tespitini, Milliyet Gazetesi'nden Namık Duran'a değerlendirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr Mithat Sancar, ayrı silahlı gücü olacak bir yönetim modelinin federasyonun da ötesine geçeceğini belirtti.
Kürt açılımı konusunu yakından izleyenlerden biri olan Sancar şu görüşleri öne sürdü:
‘Neye karşılık belli değil’

“Yeni bir şey söylemiyor. Eski açıklamalarında ‘Demokratik Kürt Ulusu’ terimi yer alıyordu. Demokratik konfederalizm tezinde de benzer şeyler vardı. Federasyon istemediğini çok açık söylüyor ama DTP ve Demokratik Toplum Kongresi’nce sahiplenilen ‘Demokratik Özerklik Projesi’nin tam olarak neye karşılık geldiği belli değil. Federasyon ile özerk bölgeler yönetimi arası bir yerde durduğu izlenimi veriyor. ‘Öz savunma birlikleri’ dediği şeyden güvenlik birimlerini mi kastettiği yoksa daha fazlasını mı istediği önemli. Kendi ayrı silahlı gücü olacak bir yönetim modeli, federasyonun da ötesine geçer. Ama yerel yönetimlerin zabıta gücünün biraz ilerisine geçen bir şey kastediliyorsa, eyalet modeli altı bir şey kastedildiği sonucunu çıkarabiliriz. Bütün tezlerin özgürce tartışılması gerektiğini savunuyorum. Türkiye’nin buradan, ortak, kolektif, akla dayalı geniş bir mutabakata varma ihtimalini yüksek görüyorum.

Yıl 1929'dur ve dünya büyük bir ekonomik krizle çalkalanmaktadır. Kriz, doğal olarak Türkiye'yi de etkilemiştir... Çeşitli önlemler ve tasarruf tedbirleri alan Cumhuriyet Hükümeti bu tasarrufu TBMM'den başlatır.
Nasıl mı?
Atatürk, TBMM'deki milletvekillerine bir mesaj yayınlar ve onlara şöyle bir teklifte bulunur: "Ortalık çok pahalı, millet sıkıntı içinde. Eğer vekillerimiz de uygun görürlerse maaşlarından bir miktar indirim yapalım. Bu, hem memlekete bir moral getirir, hem Meclis'e olan inancı ve güveni artırır." 
Bunun üzerine, milletvekilleri oy birliğiyle karar alarak, 500 lira olan maaşlarını 250 liraya indirirler. Bu olayı Ankara Milletvekili Rıfat Araz'ın kızı Nezihe Araz,"Mustafa Kemal'in Ankara'sı" kitabında ayrıntılı olarak anlatmıştır.
Eh!... "Geçmiş zaman olur ki, hayale cihan değer!"...

Evet ulusal enayi bunlar, neymiş efendim cari açık varmış, sana ne, neden diğer ülkelere kötü örnek oluyorsunuz. Evet kötü örnek oluyor bunlar hiç utanma yok bunlarda, sen maaşını almaya baksana, yok ne yapmışlar, maaş larını yüzde yirmi düşürmüşler, enayi bunlar, yok meclise servisle gitme kararı almışlar, aslanlar gibi özel arabalarla meclise gitmek varken. Evet bunlar enayi çünkü bunlar, Romanyalı ve Bulgaristan meclisi ne kadar enayi değil mi?
Bizde böyle enayilik olmaz , bizim sayın milletvekilleri enayi değildir? Ne gerek var, yedi sülalesini tedavisini yaptırır, devletten özel arabası, şöförü, özel danışmanı,sekreteri. Ve başka kapıkulları bulunur, ve emekli sıfır, bilmem kaç zam alırken sayın vekillerimiz yüzde bilmem kaç Zam alır... NE DE OLSA BİZİM MİLLETVEKİLLERİ ENAYİ DEĞİL…..
 

Brüksel  Zirvesi  Sonuç  Bildirisinden tek bir madde; okuduğunu anlayabilenlere  ve AB hayranlarının dikkatine.
Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisinden yorumsuz olarak aktarılmıştır.......
Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin "Türkiye" başlıklı bölümünden; "Presidency Conclusions"


Madde: 23..  "..müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini. .. Müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına...

Ne mutlu Türk’üm diyene lafını, tutup her yere yaza yaza ve bunu özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür. Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribatı vermiş olan, sistemin ilkelerinin birisi de laiklik ilkesidir. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı,  Türkiye Gönüllü Kültür Teşekkülleri 3. İstişare Toplantısı, 1993, Ankara.

<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 13 Toplam: 57