Anasayfa

Aslını inkar etmek...

 

Milli Eğitim Bakanı değişince tüm eğitimciler bir oh çekerek hallerine şükretmişlerdir. Bu da nasıl bir bunalım yaşandığının göstergesidir. Hani bir söz vardır  “gelen gideni aratır”  diye... Aynı partinin başkanı da  “Değiştik, eskiden savunduklarımızla hata etmişiz”  deyip de sonradan yaptığı icraatlarıyla eskiyi bile arattığı mahkeme kararı ile tescillenmişti ya... O partinin başkanı yapar da üyesi olan boş durur mu? Dahası Başbakanın gözdelerinden biri haline gelip devamlı bakanlıklarda gerdan kırıp boy göstereceksiniz. Parti politikalarını uygulamayacaksınız. Hiç böyle şey olur mu?
Herhalde eski bakanın “işleri otomatik pilota bağladım”  sözü bakanın elini, kolunu bağlamış olacak ki, yeni bakan kendisine yeni bir iş bulmakta gecikmedi. İşte tam zamanı diyerek harekete geçmesinin nedeni galiba Cumhurbaşkanının  “açılım yapıyorum”  demesi, Başbakanın da bu açılım gereği terörün Meclis’teki temsilcileri ile tokalaşıyor olmasıdır. Bu yaklaşım, yeni Milli Eğitim Bakanı’nı da heyecanlanarak bir şeyler yapmaya itmiştir. Düşünmüş, taşınmış bu coğrafyadan  “Ne mutlu Türküm diyene” sözlerinin kaldırılıyor olmasını kendisine esin kaynağı alarak o da okullarda andımız tartışmasını ortaya atıp, Türk yurdunda Türk’üm dedirtmemeyi seçmiştir.  

 

Nimet Çubukçu; Karaman’dan bir Yörük kızıdır. Yörük ise; öz be öz Türk’tür. Bir de Türk sözü vardır;  “Aslını inkar edene haramzade derler”  diye... Makam uğruna aslından korkmak ve yok saymak kime ne yarar sağlar bilmem ama bu millete büyük zarar verir. Bu devran böyle devam eder, Bu kafalar değişmez ise yarınlarda Türküm demenin, Türkçe eğitiminin yasaklanmasının da günlerini getirir.
Bakan değişikliğinde yaşanan sıkıntılardan kurtulmanın rahatlaması ile oh çeken bizler, ne yazık ki ah çekmeye erken başladık.  Sayın Milli Eğitim Bakanı  “Andımız”  yerine ne getirmeyi düşünüyor? Bazı beklenti ve istekler doğrultusunda  “Ne Mutlu Kürt’üm, Çerkez’im, Laz’ım ve Gürcü’yüm”  mü denecek? Yoksa  “Andımız” tamamen kaldırılıp sabahları  “Günaydın çocuklar haydi derslere”  mi denecek? Ne acı ki yaptırdığınız programlarla Türklük, vatan, millet, sevgi ve saygı adına bir şey bırakmadınız.
Müslümanlıktan bahsedip Aziz Yuhanna’nın ilahilerini öğretir oldunuz. Yazdırdığınız ders kitaplarında Atatürk’ü ilerlemenin önünde engel gösterdiniz. Yetmedi, yurttaşlık kitaplarında Amerika’nın özgürlük heykelini kapak yaparak, bağımsız olmadığımız mesajını verdiniz. Sonuçta adım adım ilerlediğiniz bu yolda baktınız ki her yaptığınız yanınıza kâr kalıyor. Parça parça uğraşma yerine Türklüğü toptan kaldıralım da bitsin bu iş dediniz öyle mi? Bu milleti böyle izlemeye devam ettiğini zannettiğiniz müddetçe, kurumları susturduğunuzu düşündükçe, bölücüleri bastırıp Sevr’i isteyen AB ve ABD dayattıkça, korkarım geçmişte Bulgaristan’daki Türklerin yaşadığı gibi adlarımız değiştirilip başka bir ırka mensup olduğumuz ilan edilecek galiba.
Türk’ün suskunluğu birilerince farklı yorumlanabilir. Ancak bir gün uyuyan dev uyanırsa, bu davranışlarınızla da kısa zamanda uyandıracaksınız. İşte o zaman şimşeklerin nasıl çaktığı, göğün nasıl gürlediği, tufanın nasıl oluştuğu görülecektir.
Biz Türklüğümüzden korkmuyoruz. Bizim çocuklarımıza da aslını unutturma hakkını kimseye bırakmayacağız.
Tüm olumsuzluklara rağmen, çıkacak yasalar ve yönetmeliklere rağmen, Türk’üz demeye devam edecek ve Türk olarak da kalacağız. Bir gün herkes Türk kim, nasıl bir millet görecek. Milli Eğitim Bakanı olmanın Türk’ü bilmek olduğunu herkes öğrenecek.
 “Ne mutlu Türküm diyene.”

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapın veya kaydolun.