Anasayfa
Bölümler
Sizden Gelenler
Küreselleşmede Stalin ve Hitler Faktörü
Bölümler
Sizden Gelenler
Küreselleşmede Stalin ve Hitler Faktörü
Küreselleşmede Stalin ve Hitler Faktörü
H.G WELLS in düşüncelerinden birisi , tıpkı büyük İskender döneminden sonra Alexandria kütüphanesinin oluşturulmasının yanında katalogize edinilmesi hayali idi.
Başka kelimelerele anlatayım. Bilindiği gibi Alexandria kütüphanesinde 400.000 ila 700.00 e yakın veriler mevcuttu. Sayısının tartışılır yanı olsa bile, bunun yarısının olduğunu kabul etsek de, bu korkunç büyük bir rakamdır o zamanın şartları altında. Bunları neden anlatıyorum sıze?
Böyle köşe yazısına sığdırılımayacak geniş kapsamlı bir olayı 200 -300 sayfaya dahil sıgdırmak zordur aslında.
Neyse, Mustafa Kemal in bir kitaptan okuduklarından yola çıkarak Cumhuriyete Laiklik ilkesini koyduğunu ima ediyorum aslında.
Cumhuriyetin kuruluş dönemin hakkında söylelenlerin aksine,(Mustafa Kemal baştan beri neyi hedeflediği bilerek yola çıkmıştır felsefesin bahs ediyorum) Mustafa Kemal in araştırmalarına ve ondan çıkan sonuçlara göre Cumhuriyeti şekillendirdiğine inanan kişiyim. Yani H.G.Wells i okuyup bundan öncede Siyon protokollerini okuduysanız (bu arada 1500 den fazla kıtap ı siz düşünün artık)buradan yola çıkarsanız laiklik ilkesinin neden getirildiği daha iyi anlarsınız.
Ulus devlet in Yeni Dünya düzeni ne karşı müdahale yollarında biri olduğunu,
Uniter Devlet Yapısın , bununla birlikte Merkezi yönetimin gereksimlerini daha iyi göz önüne getirebilirsiniz.
Bizim genel kanımız, Mustafa Kemal in Fransız devrimlerinden esinlerek yola çıktığıdır. Bu böyle degildir. Fransız devriminin felsefesinin altında yatan ola, Halkı bölebilmek sınıflara ayırabilmek gayesi idi ve başarıldı. Düşünün bu bölünmeden sonra Kapıtalizm ne büyük yol almıştır. Ve en büyük savaşlar bundan sonra yaşanmıştır. Daha derinlere girmek istmiyorum.
Şimdi gelelim asıl başlığıma .
Stalin de en az Mustafa Kemal kadar kitap okumuştur Söylenimlere göre en az 500 sayfa okuyormş günde.Peki birisi bu kadar Kitap okumasına rağmen nasıl olurda kendi halkı arasında 40 milyona yakın insanı öldürtebilir. Bu sorunun cevabını söyle verebiliriz:okuduğunuz kıtabın içeri çok önemlidir, Stalin gibi ,ınsanoglunun pıskolojiisini , düşüncesini ve algılamasının faktörlerini nasıl kontrol edebilirim içerikli kitaplar okursanız buna hayata geçirmek için karşınıza gelen her engeli yok ederseniz, insanı köleleştirmenin dayanılmaz hafifliği gafletine düşerseniz ve birde sizi başa getiren kişileri memnun etmek için halkınızı hiçe sayarsanız, despotizmi , sosyalizm adı altında uygularsanız birden bire faşıst olup çıkarsınız.
Hitler e gelince: Hitlerin ufak boylu, kendine güveni olmayan piskolojik sıkıntıları olduğu, birinci dünya savaşında yenilgiyi bir türlü hazmedeneyen bir asker olduğunu biliyoruz.
Bunu sadece biz bilmediğimiz için, bilenlerin başa getirdiği bir bilinmeyen yada bilinipte söylenmeyen bir gerçektir. Araştırırsanız başa gelip hükümet kurabilmesi bir sürü mucivezi olayların birleşmesiyle gerçekleşmiştir.Tıpkı Stalin gibi, insan piskolojisi insan düşünce kontrolu (Gedanken Kontrolle) içerikli kitaplara eğilimliydi.
Bu iki ( FRANSIZ DEVRİMİNİN ÜRÜNÜ OLAN) birbirine zıt siyasi görüş nasıl olurda aynı hedefleri takip edebilir diye bir soru geliyor haliyle akıllara.
İşte burada TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR faktörü, araya girmesi gereken andır.
Bakalım Hitlerden sonra neler olmuş dünyada
1948 de İsrail devleti kurulmuş
1949 da Federal Almanya Cumhurıyeti kurulmuş
1949 da Çin halk Cumhurıyeti kurulmuş aynı yılda Chonce isminde bir fabrika da kurulmuştur bu fabrıka araba parçası üretiyor ve Dünyadaki tanınmış bütün şirketlere parça ithal ediyor.
İlk bakışta gayet tesadüf gibi görünen olaylar.
Almanya, bu güne kadar Anayasası olmayan bir Devlet. (Bakınız Potsdam mukavelesindeki 146 .Madde)
Çin halk Cumhuriyeti Stalın tipi bir yapıya sahip. Bir milyonluk bir ordu ile 1.3 milyar halka hüküm ede biliyor.
İsrael ise, halkı dışındaki insanları kaçak çalıştıran ve kaçak işcı kasası resmi bulunduran bir ülke.
Şimdi umarım kafanızda bir kaç tane soru işareti doğmuştur.
Yeni dünya Düzeni tam hızıyla devam etmekte ve insan kendine ister istemez soruyor: bu Devlet yapılarının hangisine doğru götürülmek isteniyoruz. ?
Bu işlerin başını çekenler kimdir yoksa herkes kendi kafasına göremi dünya Hükümdarlığı kurmak istiyor?
bir sonraki yazımda bunun cevabını arayalım.
Esen kalın
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapın veya kaydolun.
25 Kasım 2009, Çarşamba